SİA & MOORE’DAN 21. YY SARAYLARI

Merkez ofisi İstanbul’da Sia & Moore mimarlık dekorasyon firması, dünya genelinde farklı disiplinlerle çalışan, tasarım, mimarlık ve dekorasyon uygulamalarıyla çok sayıda üst düzey şirkete ve özel kişilere hizmet veriyor; anahtar teslim büyük projelere başarı ile imza atıyor. Sia Moore’u ve projelerini, ekip lideri Banu Altay ile konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz?
Banu Altay: 1974 Soma doğumluyum. 1996 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü’nden mezun oldum. Farklı sektörler ve firmalarla çalışarak edindiğim tecrübeler ve bilgi birikimiyle 2009’da Sia & Moore Mimarlık Dekorasyon firmasını kurdum.

Sia & Moore isminin anlamı nedir?
Yaşam ve tasarım felsefemize en uygun olacağını düşündüğümüz tescilli markamızdır. Osmanlıca bolluk bereket anlamına gelen Sia kelimesine Moore kelimesini de ekleyerek, fazlasını vaat etmeyi hedefledik.

Ekibinizden ve çalışma disiplininizden bahsedebilir misiniz?
İçmekânın işlevsel ve nitelikli olabilmesine ilişkin sorunların yaratıcılığını katarak çözen; tasarlayan tasarım analizi yapan, şantiye denetimi, yapı sistemleri, estetik, yapı bilgisi, donatı, malzeme, donanım konusunda bilgi veren eğitim ve deneyimle donanmış bir ekibiz. İstanbul’daki ofisimizde 9’u kadın olmak üzere toplam 15 kişiyiz ama proje uygulama süreçlerinde tüm ahşap üretimi, hareketli mobilya, aydınlatma ve ev tekstili imalatlarını kendi bünyemizde bulundurduğumuz için bu sayı 100’ün üzerine çıkıyor diyebiliriz.

“İLK PROJEMİZ KADDAFİ AİLESİNİN KONUTLARIYDI”

Projelerinizden bahsedebilir misiniz?
2009 yılında şimdiki Libya merhum devrik lideri Kaddafi Ailesi’nin lüks konutlarının mimari ve iç mimari projelendirme işleri ilk projemizdi. Diktatör bir rejim içerisinde iş yapma cesareti gösteremeyip bu pazara girmeyen nice büyük Türk firmalarına kıyasla, girişimci bir kadın olarak 2009-2011 yılları arasında bölgenin bir kadına gösterdiği tüm olumsuz çalışma şartlarına rağmen taahhüt ettiğimiz işleri, zamanında ve eksiksiz yerine getirdik. Beydağı – Sirte ve Bingazi şehirlerinde Muammer Kaddafi, eşi Safiye Kaddafi, çocukları Dr. Saif Kaddafi, Aişe Kaddafi ve Hanibal Kaddafi’ye ait toplam 14 villanın mimari ve iç mimari tasarımlarını yaptık. 2 senelik tasarım sürecinin ardından maalesef savaş başlayınca uygulamaya girişemedik.

“BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ, AZERBAYCAN VE TÜRKMENİSTAN’A GİRMEYİ BAŞARDIK.”

Libya pazarı ile birlikte yine bir kadın girişimci cesareti ile Kuzey Irak, Erbil ve Süleymaniye bölgesine yönelip, büyük çaplı konut projelerinin örnek villaları, şahıslara ait malikaneler ve ofis binaları tasarımları gerçekleştirdik; bu projelerimize halen devam ediyoruz. Bir yandan yurt içinde proje çalışmalarını sürdürürken, bir yandan da dünya piyasasını araştırarak, başta Birleşik Arap Emirlikleri, Azerbaycan, Türkmenistan gibi farklı kültürlere sahip ülkelere girmeyi başardık. Özellikle Katar’ın incisi olarak adlandırılan Doha Pearl bölgesinde yapmış olduğumuz farklı mimari ve dekorasyona sahip konut ve ofis projelerimizle tanınıyoruz.

“KATAR’DA 50 BİN ADET SWAROVSKİ TAŞLA SİLUET İŞLEDİK”

Katar Emiri El Tani Ailesi’ne ait malikânelerin ve sarayların, mimari ve iç mimari tasarımları tamamlanmış olup uygulama projelerine halen devam ediyoruz. Yine Katar’da tamamlamış olduğumuz ofis projemizde yer alan yaklaşık 50 bin adet swarovski taşlarla, tamamen el işçiliği ile işlenmiş panoromik Katar silueti de dikkat çeken bir işimiz olmuştur. Yurt dışındaki iş hacmimizin büyümesi ile yurt dışında ofis açma fikrimiz oluştu ve 2013 yılı Aralık ayı içerisinde Dubai’de Sia Moore ofisimizi açtık. Katar pazarındaki işlerimizi artık bu ofisimizden daha yakından takip edeceğiz.

“CUMHURBAŞKANLARININ KONUTLARINDA İMZAMIZ VAR”

Birçok ülke cumhurbaşkanlarının özel konutlarının yanı sıra farklı projeler içerisinde cumhurbaşkanlarının kullanacakları özel VIP alanlarının tasarımlarını yapmaktayız. Özellikle Polimeks firmasının Türkmenistan’da yaptığı projelerin içmekân tasarımlarında yer alıyoruz. Örnek vermek gerekirse; Cumhurbaşkanı Kurbankulu Verdimuhammedov’un kullanacağı sosyal mekânların tasarımları tarafımızca yapılmıştır. Azerbaycan’da ise Cumhurbaşkanı Aliyev Ailesi’ne ait yazlık konut tasarımı da tamamlanmış projelerimizdendir.

2010 yılında, Türkmenistan Aşgabat’da; 61 bin m2 inşaat alanına sahip, 211 metre yüksekliğinde, Televizyon Kulesi içmekân tasarımlarını tamamlamış olup 2011 yılında açılışı ile 3240 m2 büyüklüğündeki yıldız formu ile Guinnes rekorlar kitabına girmişti. Söz konusu proje, 2012 Avrupa Gayrimenkul Ödülleri kapsamında verilen “Kamusal Mimari” kategorisinde Avrupa’nın en iyisi seçilmiştir. Projede yer alan giriş mekânları, ana holler, kafeler, konferans salonları ve restoranlar Türkmen kültürünü yansıtan modern bir anlayış ile tarafımızca tasarlanmıştır. 142 metrede bulunan ve 360 derece dönebilen restoran yuvarlak formlu olup, klasik tasarım öğelerinin modern bir yorumudur.

2012 yılında yine Türkmenistan Aşgabat’da, yaklaşık 1 milyon m2 toplam inşaat alanı olan “Olimpiyat Köyü” projesi kapsamında yer alan, 61 bin m2 inşaat alanlı, 6000 kişilik kapalı bisiklet arenası “Olimpiyat Kompleksi Veledrom Binası” içmekân tasarımlarını tamamladık. Bu proje dünyanın en büyük kapalı alandaki (pist bisikleti yarışlarının yapıldığı spor tesisi) veledromudur. Türkiye’de veledrom bulunmazken, Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta bir Türk şirketi tarafından inşa edilmesi ve içmekânlarının Sia&Moore tarafından tasarlanması elbette gurur veriyor.

Cumhurbaşkanı ve bakanların kullandığı alanların dekorasyonunda Türkmen desenleri ile yerel kültür yansıtılırken; malzeme seçimi ve tasarım konsepti ile çağdaş bir yorum sunulmaktadır. Veledrom binasında yer alan müze, kafeler, basın alanları, sporcuların kullanacağı dinlenme salonları, sauna ve duşlar, kafeler, galeriler, tribün girişleri, VIP ve CIP localar ve bekleme holleri, seyir terasları, bina girişleri ve tüm holler tarafımızca tasarlanmıştır. Tasarımda dinamik formlar, bu zamana kadar alışılmış Türkmen çizgisini kırarak dikkat çekmektedir. Zemindeki izleri takip eden tavan tasarımı sayesinde kullanıcılar binadaki sirkülasyonu daha rahat kavrayabiliyorlar. Renk ve malzeme kullanımı ile mekânlar birbirinden farklılaşırken kullanılan dil sayesinde bir bütünü oluşturmaktadır. 2013 yılında Türkmenistan Aşgabat’da yaklaşık 1 milyon m2 toplam inşaat alanı olan “Olimpiyat Köyü” projesi kapsamında yer alan, 88.500 m2 ilk inşaat alanına sahip “Büyük Arena Binası” projesinin kafeleri, basın alanları, sporcuların kullanacağı dinlenme salonları, sauna ve duşları, gelerileri, tribün girişleri, VIP ve CIP locaları ve bekleme holleri, seyir terasları, bina girişleri ve holleri tarafımızca tasarlanmıştır. 15 bin kişilik kapalı arenada takım sporları ve jimnastik müsabakalar düzenlenecek. Cumhurbaşkanı ve bakanların kullanacağı alanlar klasik tarzdan dekore edilirken, sporcuların ve ziyaretçilerin kullanacağı alanlar modern bir şekilde tasarlandı.

Türkmenistan’da birçok proje gerçekleştirmişsiniz. Bu anlamda pazarı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk müteahhitlik sektörü, bu yıl Türkmenistan’da 10 milyar dolardan fazla iş alarak rekor kırdı. Sia&Moore ekibi olarak, bölgeyi ve alışkanlıklarını adeta avucumuzun içi gibi biliyoruz. Zaten yabancı bir ülkede iş yapabilmenin ön koşulu, mevcut ortamı, geleneksel değerleri ve gereksinimleri iyi tahlil edebilmektir.

Türkiye’deki projelerinizden örnek verebilir misiniz?
2013 yılında İstanbul – Halkalı’da Sinpaş Bosphorus City Projesi dahilinde 600 m2 alana sahip, 3 katlı “Boğaziçi Yalısı” projesini içmekan konsept tasarım ve anahtar teslim olarak tamamladık. Projedeki tüm ayrıntıları ince ince detaylandırılarak özgün bir tasarım gerçekleştirdik. El işçiliği özellikle tercih edilmiş olup, hat sanatı, kalem işlerinin yanı sıra kullandığımız Hint ipekleri kumaşlar ve halılar ile el dokuması perdeler, günümüz Osmanlı yaşam kültürünü yansıtmaya çalıştık. Yalıda, diğer konutlardan farklı olarak büyük çinilerle süslü bir Türk hamamı bulunuyor. Sauna, fitness, sinema bölümü, bar alanı ile fonksiyonel bir konut oldu. Bu projemiz bize, Avrupa’da düzenlenen International Property Awards 2013’de Highly Commended Interior Design Private Residence ödülünü kazandırdı.

Mekân tasarımı pratiğini nasıl görüyorsunuz?
İnsan barınmak için yaşamak ve doğa şartlarından korunmak için bir mekân ihtiyacı duyar ve bu mekânı kendine özgü kültürel, fonksiyonel, teknik ve farklı zevklerde yaratır. Kimi zaman işin doğası gereği, kimi zaman da mekân sahibinin talebi üzerine profesyonel dokunuş gerektiren durumlarda biz devreye gireriz. Roma’lı mimar Vitruvius, “De Architectura” adlı kitabında başarılı bir mimarlık için “Utilllitas, Firmitas, Venustas” (kullanışlık, sağlamlık, güzellik) etmenlerinin gerekli olduğunu ileri sürmüştür. Yüzyıllar önce söylenen bu sözün, işimizi halen geçerli olacak netlikte tanımlandığını düşünüyorum.

“ARAP MİMARİSİNİ, OSMANLI MİMARİSİYLE BULUŞTURUYORUZ”

Sia & Moore’un genel tasarım çizgisinden bahsetmek mümkün mü?
Bizim Sia&Moore olarak genel tarzımız Neoklasik ile Eklektik tarzın kombinasyonudur. Ancak proje hazırladığımız müşterilerin genel istekleri, yaşadıkları coğrafi bölge ve kültürlerine göre değişiklik göstermektedir. Tasarımlarımızda, müşteri taleplerini kendimize göre harmanlayıp ahenk içinde sunmaya çalışıyoruz. Genel olarak Türk İslam sanatı geometrik motiflerini mekânlarımızda yoğun olarak kullanıyoruz.

İçinde yaşamın gerçekleştiği fiziki ortamların kullanıcılara işlevsel, yapısal ve estetik ölçütlere göre en uygun tasarımla sunulması için çabalarız. Bunu, bir yandan güzel sanatların gerektirdiği estetik bilgi ile diğer yandan mimarlığın bina olgusuyla ilişkilendirilen bir konumda yaparız. Konuya sadece estetik çözümler şeklinde bakmak mümkün değildir. Yapı sistemleri, fiziksel çevre kontrolü, aydınlatma, ergonomi ve ısıtma gibi konularda da bilgili olmak malzeme ve teknoloji alanındaki gelişmeleri takip etmek gerekir. Mekân tasarımının ilk aşamalarından, etütlerden, uygulamaların bitimine kadarki süreci gerçekleştiren ekibin içinde yer alırız.

İç mekânları; renkleri, ölçüleri, modelleri ile modaya ve günümüzün şartlarına uygun bir uyum içerisinde oluşturmak gerekir. İç mimari tasarım profesyonel bir bakış açısıyla yapılmalıdır. İnsanların zamanlarının büyük bir bölümü ev, ofis gibi iç mekânlarda geçer. Bu yerlerin sıkmayan ferahlatan ve çalışma isteğini artıran şekilde tasarlanması gerekir. Zevkler değişiktir. Yapılacak olan tasarımın, kişinin zevkleri ve yaşam tarzı ile düşünülerek gerçekleştirilmesi önemli bir kriterdir. Bir işadamının ya da siyasetçinin evinde çalışma odasına, sanatçı ise giyinme odasına, kalabalık bir ailede konut odalarına, spor, sinema ve hobi odalarına ihtiyaç duyulabilir. Tüm bu detaylar gözetilerek yaşayanların maksimum konforlu bir hayat süreceği mekânlar tasarlanmalıdır. Kimi zaman da içmekânın yeniden düzenlenmesi gerekir; hatta buna yeni bina yapımından daha sık gereksinim duyulduğunu söyleyebiliriz. Yapımı tamamlanmış veya eski işlev dışında yeni bir işlev kazandırılacak yapıların iç mekânlarında öngörülen yeni işlevi çözümler ve düzenleriz.

“FARKLI OLMAK HERKESİN İSTEĞİDİR”
İnşaat süreci, mimari tasarımın bir parçasıdır. Süre, maliyet ve kalite dengelerini en iyi şekilde kurmaya projeleri bu esas çerçevesinde tamamlamaya gayret gösterilmektedir. İnsanların rahat, mutlu ve huzurlu hissedebileceği mekânlar tasarlayıp yaratıyoruz. İşinde uzman ekipler; boya, elektrik, tesisat, ısıtma, havanlandırma, alçıpan, yalıtım, seramik, dış cephe ve diğer tüm kalemlerde sadece usta çalışması değil aynı zamanda bir nevi sanat çalışması yapmaktadır. Onların işlerinin düzgünlüğü, inşaat sonrası yapılan dekorasyonun kendini düzgün göstermesini sağladığı gibi, kullanım esnasında da her türlü konforu müşteriye sunar. Uzun ömürlü kullanımlar için arka planın profesyonelliği tartışılmaz bir olgudur. İşlerimizi bilgisayar ortamında 3 boyutlu hale getiriyoruz. Böylece tasarım aşamasındaki projenin bitmiş halini görebilir, içinde ve dışında dolaşabilirsiniz.