ZAHA HADİD

MİMARİNİN KADIN EFSANESİ 

Eğrilerin kraliçesi olarak tanınan Zaha Hadid, Mimari tarzı kolaylıkla kategorize edilemeyen, kendi geliştirdiği özgün stilinde tasarımlar yapan ve benim gibi kadın mimarlar için gerçek bir ilham kaynağıydı. 2016 yılının başlarında beklenmeyen vefatı ile herkesi yasa boğmuş olsa da, o kendi döneminde çığır açmış, sonsuza kadar dünyanın en cesur ve en güçlü mimarlarından biri olarak hatırlanacak.

Irak asıllı İngiliz vatandaşı olan Zaha Hadid 1950’de Bağdat’ta dünyaya geldi. Çocukluğunu Irak’ta geçiren Hadid, saygın bir ailenin kızı. Babası Muhammad Hadid batı kültüründen fazlasıyla etkilenmiş bir siyasetçi ve iş adamıydı. Saddam Hüseyin’in diktatörlük rejiminin başlamasıyla Irak’tan göç eden Hadid ailesi, çareyi önce İsviçre’ye sonra İngiltere’ye yerleşmekte bulmuş. Üniversite hayatına Beyrut Amerikan Üniversitesinde başlayan Hadid burada Matematik Bölümünü bitirdikten sonra 1972’de mimarlığa geçiş yaparak Londra Architectural Association okulunda mimarlık okumuş.

Mezuniyetinden sonra okulundaki hocaları ile 1977’de ortağı olduğu Office For Metropolitan Architecture’da çalışan Hadid 1980’de kendi mimarlık ofisi Zaha Hadid Architects’i kurarak çalışmalarına 350 kişilik ekibi ile Londra’da devam etmiş.

2004 yılında Pritzker Mimarlık Ödülü’nü alan ilk ve tek kadın mimar olmayı başarmış. Mimarlık ve sanata katkılarından dolayı sayısız ödül ve onurun sahibi olmayı başaran Zaha Hadid, Forbes tarafından dünyanın en güçlü kadınları arasında gösterilmiş ve UNESCO’nun ‘Barış için Sanatçı’ ödülünü de almıştır.

Her zaman gelenekselciliğe karşı olan Hadid’in özgün mimari anlayışı dekonstrüktivizmin temelini atmasıyla mimarlıkta yeni bir dönemin habercisi olmuştur. Bir yapıyı oluşturan mimari özelliklerin bütünlüğünü parçalayan Hadid, yüzey oyunları, dış cephenin kaydırılması ve stil imzası olan eğriler ve dalgalarla sadece ün değil, aynı zamanda müthiş bir saygınlık da kazandı.

Modernizme bağlılığı, yaratıcılığı, bina geometrisini değiştiren cesur ve radikal fikirleri onu kısa sürede ayrıcalıklı mimarlar arasına yerleştirdi. Mimaride Dekonstrüktivist tarza sahip binalar bakanlara belirsizlik ve kargaşa hissi verir. Zaha Hadid’in çalışmaları da, 2016 yılında Design Museum tarafından “Modern yaşamın kaosu ve akışını uyandıran parçalı geometri” olarak tanımlandı.

Tasarımlarında yoğunlukla bilgisayar desteği alan, ortaya çıkardığı çoğu eserde, klasik inşaatlarda kullanılan malzemelerden farklı içeriklerde elemanlara yer veren, çizgilerinde ise doğa ve doğallığı vurgulaması ile öne çıkmıştır.

Yapılarında ortaya koyduğu farklı geometriler, eserlerinin dış görünüşünü eşsiz hale getirmiştir. Bu eserlerin iç yapılarında da fonksiyonaliteden ödün vermeyen Hadid, mimari disipline mühendislik gibi farklı bir dalı entegre ederek vizyoner kişiliğini ortaya koymuştur.

Zaha Hadid, erkeklerin hakimiyetindeki bir meslekte Orta Doğulu kadın olarak var olmasıyla her zaman övünmüştür.

 

 

HADID’IN EN ETKİLEYİCİ ESERLERİ ;

  1. King Abdullah Petroleum Studies and Research Center – KAPSARC, Riyad (2017)

Yapı bir enerji hammaddesi olarak petrolün potansiyellerini araştırmak ve petrolün efektif bir şekilde kullanılmasını sağlamak üzere kurulmuş. Bu merkezdeki araştırmalar sayesinde enerji üretiminin daha doğa dostu bir yaklaşım kazanması ve petrol işlenirken ortaya çıkan maliyetlerin düşürülmesi amaçlanıyor. Enerji Araştırma Merkezi, Enerji Bilişim Merkezi, 300 kişilik bir konferans salonu, 100,000 eseri barındıran bir araştırma kütüphanesi ve Musalla adı verilen bir ibadet yeri olmak üzere toplam beş yapıdan oluşan, 70,000 metre kare genişliğindeki bir kampüs. KAPSARC’ı oluşturan bu beş unsur, bir bütün gibi davranıyor ve böylece yapıya genel bir bütünlük algısı kazandırılıyor. Yapının kütle organizasyonu hücresel, yarı-modüler bir sistemin yapının farklı departmanları ile birleşmesi ve tek bir kütle oluşturması ilkesine dayanıyor. Bu parçaların birleştiği kesişim noktalarında kamusal alanlar yaratılmış. Kral Abdullah Araştırma Merkezi, Zaha Hadid Architects’in ilk LEED Platin sertifikası alan yapısı. Riyad Platosu’nun coğrafi koşulları göz önüne alınarak tasarlanan yapının detayları, kullanılan enerji ve kaynakları minimuma indirme prensibi doğrultusunda çözülmüş.

Yapının altıgen prizma şeklindeki bal peteğini andıran strüktürel yapısı az malzeme kullanımı ile bir kafes sistemi oluşturulmasının önünü açıyor. Bu strüktürel sistem, çöl peyzajından yola çıkılarak oluşturulan kristalize formların bir araya gelmesini kolaylaştırıyor ve bu şekilde yapı son formuna ulaşıyor.

 

2. Morpheus Hotel at City of Dreams, Macau (2018)

Morpheus Oteli (Morpheus Hotel), Asya’daki en popüler turistik merkezlerinden biri olan Macau’da bulunuyor. Macau’nun Cotai isimli bölgesinde Rüyalar Şehri (City of Dreams) adlı bir kumarhane, iki tiyatro, bir alışveriş merkezi, 20 restoran ve 4 oteli bünyesinde barındıran kompleksteki otel oldukça dikkat çekici bir tasarıma sahip -ekibin birçok tasarımı gibi.

Morpheus, rüya tanrısı anlamına gelen bir sözcük. Rüyalar Şehri (City of Dreams) kompleksi içinde farkını ortaya koyuyor ekip tasarıma verdiği isimle. Bu tasarımın çıkış noktası, Çin’in zengin gelenekleri. Tasarımda ortaya çıkan akıcı formlar, amorf taşıyıcı bu geleneklerin büyük bir parçası olan yeşimtaşı oyma sanatından doğuyor. Morpheus bu verileri, yenilikçi bir mühendislik yaklaşımı ile yarattığı kamusal alanlar ve özel otel odalarıyla bir bütünde topluyor.

Proje 2012’de başladığında ZHA, aslında arazide önceden kazılmış olan temele bir kütle oturttu. Ekip, bu temelin sınırlarına uyacak bir dikdörtgen bir kütle kurguladı. Kütle, ZHA tarafından heykelleştirilmiş, arazinin sınırlarını kullanan bir dikdörtgenler prizması. Ekip, Morpheus Oteli içindeki toplumsal alanları şehre bağlamak ve heykeli bir form yaratmak için bu prizmayı kütlenin içine kıvrılan geniş boşluklarla deliyor. Tasarımda istenen akıcılığı da vurgulayan bu boşluklar, ekibin özgün bir form yakalamasını sağlıyor. Bu özgün form hem ZHA (Zaha Hadid Architects)’in dünya çapında tanınmış çizgisine işaret eden hem de otelin ortak alanlarını betimleyen bir karar.

 

3. Unique Circle Yachts (2013)

Zaha Hadid, ünlü Alman tersane şirketi Blohm+Voss için bir adet 128 metre uzunluğunda konsept süperyat ve bu konseptten ilham alan 90 metre uzunluğunda beş adet yat tasarladı. 128 metre uzunluğunda tasarlanan konsept yatın üst tasarımı farklı güverteleri birbirine bağlayan bükümlü şekillerden oluşuyor.

Bu kavramsal yaklaşım, 90 metre uzunluğundaki yat serisine uyarlanırken yatların teknik özellikleri de atlanmamış ve okyanus aşabilecek teknolojik ekipmanlarla donatılmış. Zaha Hadid tasarımını yorumlarken, “Dinamik bir ortamda hareket eden dinamik bir obje olduğundan bir yatın tasarımı, su üzerinde çok daha ekstrem olan ve mimari için kullanılan parametrelerden çok daha fazlasına ihtiyaç duyuyor.” diyor.

banu altay zaha hadid one lifebanu altay zaha hadid one lifebanu altay zaha hadid one life