Banu Altay - Sia Yapı

Eğitiminizden ve iş geçmişinizden bahseder misiniz?
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü mezunuyum. Okulla birlikte çalışma hayatım başladı. Mimar Behruz Çinici’nin yanında iki buçuk yıl çalıştım. Mezuniyet sonrası Koleksiyon Mobilya’da toplu satış ve projeli işler üzerine çalıştım.

Mimarlıkla, iç mimarlık arasındaki fark nedir?
Mimarlığın kapsamı daha geniş. Mimarsanız mimari proje yapma yetkiniz var.

Okullu ve alaylı çekişmeleri oluyor mu bu durumda?
Piyasada bu tür çekişmeler olabiliyor. Herkes eğitimini aldığı işi yapıyor aslında. Paralel eğitimler aldığımız ve birbirini tamamlayan çalışmalar içinde olduğumuz unutulmamalı.

Dekorasyonun tanımı nedir?
Kumaş seçip, perde yaptırmak dekorasyon yaptırmış olmak anlamına gelmez. Mimari proje çizildiğinde dekorasyon ele alınıp, çalışılmaya başlanır. Elektrik, su tesisatlarının geçecekleri yerler, mekanik düzenlemelerin iç mimarın tasarımına göre yapılması gerekir. Tüm bunları tasarlamak da iç mimarın görevidir. Seçilecek seramikten yer döşemesine, duvar kaplamasına her detay düşünülerek seçilir. Hareketli mobilyaya gelene kadar dekorasyonda pek çok aşama var. Alt yapı sağlıklı şekilde elde edildikten sonra zevk sahibi herkes evini döşeyebilir. Bu da dekorasyon oluyor. Yemek masası, koltuk takımı almak zevkli her insanın yapabileceği iştir.

İşinizin en keyifli yönü nedir?
Bir şey yaratabilmek. Bazen yanlış kombinasyon felaketle sonuçlanabilir. Tasarım olan birçok ürün bir araya geldiğinde birbirlerini öldürebilir. Uyumu yakalayıp kullandığınız ürünleri öne çıkarmak da tümüyle sizin maharetinize bağlı.

Sizi zorlayan yanları neler?
Her iş gibi yorucu ve yıpratıcı olduğunu söylemem gerek. Müşteriler kısa zamanda sonuç istedikleri için temponun düşmesine imkân vermeyen bir iş bizimki.

Müşteriler sizden ne bekliyorlar?
Yurtdışındakiler kadar teslimiyetçi değil bizim insanımız. İç mimarın işi mekan tasarlamaktır. Türkiye’de yaşam tasarlamamız da beklenebiliyor.

Tarzınız hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Eklektik bir tarzım olduğunu söyleyebilirim. Neoklasik, Zen ve Osmanlı tarzlarını birlikte kullanmayı seviyorum.

Zengin ve kaliteli görünüm nasıl sağlanır?
Detaylar ve sadelik çok önemli. Bazen tasarım tek bir obje, evi ayağa kaldırmak için yeterli olabilir. Çok modern bir evde altın varaklı bir ayna yardımıyla vintage ile avangarde’ı birleştirmek mümkün. Her objenin değil, birkaç özel eşyanın öne çıkarılmasını öneririm. Mekânların yaşanılır olması gerekli. Fonksiyonel, kaliteli, temiz ve tamamlanmış duygusunu verebilen mekânlar oluşturmak önemli.

Son dönemde dekorasyonda geçmişe bir özlem mi var?
Önceki yıllarda bir retro modası yaşamıştık. 70’li yıllara dönerek, canlı renkler, geometrik desenler kullanmıştık. Şu an antik motifler, Osmanlı ve Selçuklu desenleri kullanılıyor. Minimalist akım da yerini vintage modasına bırakıyor.

Az parayla yüksek etki elde etmek için ne yapabiliriz?
Evin en çok kullanılan, göze en görünen yerini belirleyin. Örneğin burası televizyonun asılı olduğu büyük duvar ise sadece o duvarı farklı bir duvar kâğıdı ile kaplayabilirsiniz. Bu mekânı tümüyle değiştirecektir.

Renkler konusunda ne diyebiliriz?
Sezona göre renkler değişir. Bu yaz turkuaz ve turuncu gibi flaş renkler sık kullanılacak. Flu renkler yerini canlı renklere bırakacak. Turkuaz – kahverengi iyi bir kombin, turuncu ile ekru da çok yakışıyor. Dekorasyona Akdeniz havası hakim olacak. Büyük yapraklı figürler ve iri desenler de çok moda.

İnşaat ortamı giyim stilinizi etkiliyor mu?
Yüksek topuklularla şantiyelerde yürümek oldukça zor oluyor. Aynı gün içinde hem müşteriyle görüştüğünüz ve şantiye kontrolüne gittiğiniz zamanlar olabiliyor. Kaba inşaata maruz kalmasak da ince yapıda bile etkilendiğimiz faktörler var.

Evini dekore ettireceklere önerileriniz var mı?
Yaşam şeklinizi en iyi siz bilirsiniz. Trendlere kapılmamanızı öneririm.